jiyanBoard
Login
Search

Image Hosted by ImageShack.us

Sitenin tc den girisleri telekom tarafindan engelenmistir!! Net ve Org domainleri ile ulasamayan arkadaslar siteye www.jiyanboard.com adresinden sorunsuz ulasabilirsiniz.
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 05-17-2008, 20:13   #1 (permalink)
Super Moderator
www.JiyanBoard.com.net.org
xebat_63 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Super Moderator
JB
Üyelik tarihi: 05-07-07
Nerden: KüRDiSTaN
Üye No: 199
Yaş: 26
Son Activitesi: Dün 22:13
Ettiği Teşekkür: 704
935 Mesajına 1.651 Kere Teşekkür Edlidi
Mesajlar: 4.050
Konular : 1929
REP Gücü : 250
REP Seviyesi : xebat_63 has a reputation beyond reputexebat_63 has a reputation beyond reputexebat_63 has a reputation beyond reputexebat_63 has a reputation beyond reputexebat_63 has a reputation beyond reputexebat_63 has a reputation beyond reputexebat_63 has a reputation beyond reputexebat_63 has a reputation beyond reputexebat_63 has a reputation beyond reputexebat_63 has a reputation beyond reputexebat_63 has a reputation beyond repute
REP Puanı : 2054


Standart Ay ışığının ve karanlığın kızı

Dilzar Dîlok

'Her ay doğuşunda,
tüm zamanlardan uzak ayı seyredişim,
ayın yüzünde onu görüşümdendir.'


Sobanın etrafına üşüşüp oturmaktan başka yapacak bir şeyimizin olmadığı ayaz gecelerde, ninemin anlattığı masallar geldi aklıma. Kendi kendine konuşup sürekli hastalıklarından, bel ağrılarından bahsederken, kimsenin kendisini dinlemediğini anlayınca, sırlarla süsleyip cazip hale getirdiği masallara geçerdi. Ayaz gecelerin soğuğunda dolunay ışığını hissedenin üşümezmiş yüreği, ısıtırmış içini ay ışığı. Bunu keşfeden, bunun tadına varan kişi, dolunayda gerçek sevdiğini görürmüş.

Ay ışığına bakıyorum şimdi, hiçbir yüz göremiyorum.

Çevremdeki yüzlerde tanıdık çizgiler arıyorum. Her çizgi belleğimde gezintiye çıkıp tanıdık simalarla buluşuyor. Yine de tüm yüzler yabancı. Bu bekleyişi getiren saatleri düşünüyorum.

Operasyon haberi ardından alanların birleşmesi, yeni grupların oluşturulup eylemlere göre konumlandırılması, henüz tanımaya başladığım alandan ayrılıp yabancısı olduğum bu alana gelişim... Bu yolculuğu yeniden yaşarken, tüm sesler gibi yabancı olduğum bir ses adımı çağırdı:

- "Munzur!"

Cevabımdan sonra aynı grupta olduğumuzu söyledi. Bir bütünen birbirine çok benzeyen parçalardık ve kalın bir yabancılık perdesi geriliydi aramızda. Direniş ve ölümle birlikte ay ışığını paylaştığım yoldaşların adını bilmiyordum. Zaman bu soruyu taşıyamayacak kadar hızlı geçiyordu ve olması gerekenle olan, bir olmuştu.

Bu gidiş bir başlangıçtı, bir yeni...

Bu coğrafyayla ilk kez tanışıyordum. Tanımadığım arazide dik yokuşu yuvarlanırcasına inerken, gideceğimiz eylem yeri konusunda tahminler yapıyordum. Serüvenine yeni başlayan bir serüvencinin acemi heyecanı göğüs kafesimden kanatlanıp uçacak bir kuş gibi ilerliyor benimle. Sık sık ıslattığım dudaklarım çatlarcasına kuruyup geriliyor, bazen titremeye benzemeyen hafif kımıltılarla seğiriyordu.

Sorulup öğrenilemeyenlerin yarattığı gizemli atmosfer, patikalara, yıldızlara, aya yansıyordu. Ve arkadaşlara... Her şey sıra dışıydı. Bir dahaki sefer olmayacaktı. Ezeli ve ebedi olan zaman çizgisinde, bir daha bu tanla karşılaşmayacaktı, biliyordum. Her şey bu geceye özgü, her şey bu gece için. Gecenin rengi eylem heyecanına karışarak beni peşi sıra sürüklüyordu. Ay ışığı, yeni yüzler, yeni yollar, herkesin tanımını bildiği, ama adını koymadığı bir sır gibi yayılıyordu geceye. Bu yüzleri ikinci bir kez görmenin bir olasılık hesabının insafına kalışı, acı bir ıslık gibi karışıveriyordu bu sırrın içine. İdeallerim, içinde ben ve bu yüzler... Varlığıyla yokluğu arasındaki ayrımın belirsiz olduğu bir yaşamdan kopup gelen benliğim, en küçük yaşam çabasının dahi tarihte yerini alacağı işte bu geceye, bu mekana sığınmıştı. Ve öteki yüzlerde benzerlik arıyordu.

Bu yüzlerden biri dikkatimi çekti. Omuzlarından aşağı dökülen koyu siyah saçlarından ayırt ediyordum onu. Karanlık ay ışığına üstün geliyordu. Tanınması istenmeyen bir portrenin kara kalemle gölgelendirilmesi gibiydi; yüzünü seçemiyordum. Tek bayan arkadaştı ve en arkada yürüyordu. Önündeyse ben. Adını bilmiyordum diğer yüzler gibi, ama biraz sonra beraber savaşacağımızı, kurşunlara beraber karşılık vereceğimizi, birbirimizi savunarak geri çekileceğimizi biliyordum. Belki de ölümü paylaşacağımızı, son soluğumuzu birlikte alacağımızı... Bildiklerim geceyle birlikte anlamı andan taşırırken, bilmediklerim bunun gölgesinde kalıyor, anlamsızlaşıyordu.

Fısıltı halinde tek tek duyulan sesler duruyor, kimse konuşmuyordu artık. Adımlar, kollar, patikalar, her şey derin sessizliğinde uyuyordu. Sadece ay ışığına sığınmış gözler asiydi. Yalnız gölgeler konuşuyor ve konuşturuyordu. Adımlar birbirine yaklaştığında, tanımak, anlamak, anlama ortak olmak için sonuna kadar açılan gözler, karanlığın verdiği yalnızlıkla kendi doğallığında çekincesiz mimikler...

Ay ışığı sayesinde yüzlerin ana çizgilerinin gölgelerinden derin düşünceler kendini hissettiriyordu. Tüm gözler mekana ait bir parça olacak kadar mekandan kopmuş, zamanın bütününden sıyrılmış ve bir anda yoğunlaşmıştı. Mekan sessiz bir yalnızlıkla yürüyordu.

Yaşam yürüyordu. Yaşamımı bugüne getiren yıllarım, ilk gençlik çalışmalarım, ateşli geçen eylem sonrası polisle kovalamacaya dönüşen kaçışlarım, okulu-babamı takmadan yürüyüp bağlandığım amaçlarım, sözüm, bağlılığım, yıllardan beri unuttuğum önemsiz anılarım geliyordu aklıma. Ayrıntı sohbetler, şakalarım, acemiliklerim, yanılgılarım, abartılı yanlarım ve anımsayıp da adlandıramadığım birçok şey... Hiçbiri zaman kavramını tanımıyor, hızla canlanıyordu. Kendi zamanlarından çıkıp bugüne geliyorlardı. Ama her şey çıplak ve korumasız. Hepsi sorguda gerçek değerini arıyordu. Yaşamla ölüm arasındaki sorguda...

Birden bayan arkadaş önüme geçti. Yürüyüş kurallarına göre arkada yürümesi gerekiyordu. Arkada yürümeyi kabul etmek zor olsa da, özellikle eyleme giderken bir arkadaşın önüne geçmesini hiçbir savaşçı gururuna yediremez. Hele bu bir bayan arkadaş olursa, bu kabullenme daha da olanaksızlaşır.

İçimden, "uyarı yapsam mı acaba?" dedim. "Arkamdan yürümelisin!" desem kırılabilir, reddedebilir de. Bununla kalmaz, küçümsediğimi düşünebilir. Uyarmaktan vazgeçip, sessiz bir savaşı tercih ettim. Fırsat buldukça adımlarımı bir iki hızlandırıp önüne geçiyordum. O da bu savaşa girmişti hem de oldukça inatçıydı. Bu yarış birkaç seans sürdükten sonra, neden arkada kalmayı kabullenmediğini düşünmeye başladım. Bu basit bir gurur mu, kendini ispatlama çabası mı, düşmana olan kin mi, eylemin sabırsızlığı mı? Hangisi? Yoksa kadın olmasından mı kaynaklanıyordu? Bu kadar inat ettiğine göre, bu davranışın onun için önemi büyüktü ve öne geçmesi bir zorunluluktu. Belki de toplumdaki gibi arkada yürümek istemiyordu. Geleneklerin geri yönlerini kırmak için partiye gelmişti ve bu davranışım ona eskiyi hatırlatıyordu.

Hedefe yaklaştıkça adımlarımızı yavaşlattık. Düşünceler, hayaller ve geçmişe oranla her şey ağır ilerliyordu. Zaman eskisi gibi hiç değildi. Yol boyunca yolun dikkatle incelenmesiyle beraber, bizler de geçmişimizi derinliğine irdeleyerek geleceği hayal ediyorduk. Yüzümü yalayan hafif esinti belli belirsiz sürüyordu. Yürürken elbiselerin çıkardığı hışırtıları duyacak kadar sessizlik varken, metalik bir sesle tüm gözler bayan arkadaşa çevrildi. Taşa çarpan silahından çıkmıştı bu ses ve bu bir hataydı. Eminim karşılaşmayı hiç istemediği bakışlardı bunlar ve o da bunun anlamını biliyordu. Yabancısı olduğu düşünülemezdi bile.

Bitiş çizgisine geldik. Yürüyüş bitti, eylemin başlamasını bekliyoruz. Düşmanla aramızdaki mesafe konuşsak duyulacak kadar yakın. Bir grup arkadaş bizim az ilerimizde konumlanmışlar. Biz büyük bir kayanın dibinde otururken, o tek başına bizden ayrı oturuyordu. Süreğen sessizliğin rengi değişiyor, giderek ağırlaşıyor, uzuyordu sanki. Birden sigara içmek istedim. Oysa sigara içmenin zamanı geçmişti artık. Yapmak isteyip de yapamadığım birçok şey gibi.

Yanımdaki arkadaşlara bakıyorum. Silahlarına sarılmış, kısık sesle konuşuyorlardı beklerken. Birbirlerini daha önceden tanıyorlardı. Sanırım hepsi tanışıyorlardı, ama konuşanlar çok azdı; diğerleri gözleriyle anlaşıyorlardı. Bense, ilk kez gördüğüm gözlerine de yabancıydım.

O da öyle, yabancıydı bize. Bizden uzak, belki tek başına, yabancı kalışını düşünüyor, belki de benimle aynı duyguları yaşıyordu. Her birimiz kendi geçmişimizle bir yolculuktaydık ve belki de ayrı dünyalardaydık: Kendi dünyalarımızda...

Yüzlerdeki kararlılık, sabırsızlık, gerçekleşmeyi bekleyen sözler ve yerine getirdikçe bir gün anılacak bir tarih içinde yer alacağı bilinci, bizler için cennet değerindeydi. Duygular son anların heyecanıyla yaşanıyordu. Hislerim tarif edilmez denilen türdendi şimdi. Birdenbire bayan arkadaş yerinden kalktı, cebinden çıkardığı şekerleri bize verdi. Şekerler eylem öncesi dağıtılmıştı herkese ve o kendi payına düşeni yemeyip saklamış, şimdi bizimle paylaşıyordu. Onun bu hareketi, savaşçılarını kutsayan bir tanrıça edasıyla gelişi, bir tören havasıyla şekerleri bize verişi, bana daha çok bir anneyi hatırlattı. Kendi yabancılığımın verdiği duygular beni çocuklaştırmıştı. Çevreme çocuk gözüyle, arkadaşlara da birer çocuklarmış gibi bakıyordum. Masum, korunması gereken ve sevgi isteyen. O da bu çocuk dünyasına giren anne gibiydi. Ve uzattığı eliyle şeker yanında sevgi ve şefkat dağıtır gibiydi. Belki o da bizleri çocukları gibi görmüş, kendisi bir anne havasına girmişti. Asker olmanın getirdiği sorumluluktan dolayı, yıllardır geri planda tuttuğu duygularıydı. Belki de sadece ben öyle anladım. Ama bu son davranışıyla annemiz olmuştu. Bizse onun hiç olmayacak olan çocuklarıydık.

Ve komut geldi, saldırı başladı.

Silahlarımızın namlularına, bombalarımızın pimlerine sıkışan sesler uzun yıllar sonra dili çözülen birinin haykırışı, aç çığlıkları gibi telaşlı ve şiddetliydi. Yakın hedeflerden asker sesleri geliyor, beklenmedik bir eylemin verdiği korkuları, panik hali, yaralananlar hemen yanımızdaymış gibi duruyordu. İki mermi arasında bir askerin hıçkırarak ağlayışı duyuluyordu. Ne kadar olduğunu bilemediğim bir süre geçmişti ki, silahlarımıza karşılık verilmeye başlandı. On-on beş saniye sonra özel savaş güçleri ilk şaşkınlığını aşıp mantıklı düşünmeye başladığından kendini savunuyordu. Onların tekniğini, sağa-sola çarpan, arkadaşları yaralayan kurşunlarından ayırt ediyoruz. Kimi zaman bastırıyor bizi. Eylem gruplarımız kalabalık olduğundan sistemli hareket etmek, saldırıyı ısrarlı ve soğukkanlı sürdürmek zorlaşıyordu. Birbirine yakın konumlanmış bazı arkadaşlar hareket ediyor, gruplar karışıyordu. Bir dağınıklık vardı.

Onun yanımızdan nasıl ayrıldığını görmedim, ama öndeki grubun yanına ulaştığımızda oradaydı. Komutan sürekli bağırıyordu:

- Önde iki arkadaş var, kimse bomba atmasın! Bekleyin, talimat almadan kimse bombanın pimini çekmesin!

Her arkadaş bombası elinde bekliyordu. O an sanki yeni bir mekandaydım. Hızla geçen izli mermiler, roketler, atılan ışıldaklar, her yanı lunaparka çevirmişti. Bir çocuk gibi etrafıma bakarak her saniyeyi kaçırmadan heyecanla bekliyordum. Sesler artıyor ve karşıdan hızla gelip üstümüzden geçen, bazen tam üzerimizde sönen sarı turuncu renk, diğer ışıklardan koparıyordu bakışlarımı. Ve silah sesleri yanında bizim seslerimiz. Yaralı arkadaşların sert talimatlara karşı acı çığlıkları ayırt ediliyordu. Yukarıdaki renkli ışıklara rağmen, aşağıda hemen yanımda kan kokusu ve şehit bir arkadaşın sessiz sakin bedeni...

Birden bir arkadaş ters takla atarak arkama düştü. Onun yanına koştuğumda, boynundaki mermi izinden kanlar boşanıyordu. O ise şehit düşeceğinden emin, kendini sloganlara bırakmıştı. Yaşama istemi ve inancıyla yarayı sarmak, kanı durdurmak için en çok harekete geçmesi gereken bu anda hem de. Gözlerine baktım, slogan atmıyordu artık. Aradan belli bir süre geçmişti ki kanı durdurdum. İkimizin de o ilk bakıştaki yaşam ve ölüm arasındaki heyecanı biraz silinmişti. Artan inlemeler arasında patlayan bombayla birlikte arkama baktım, birçok patlama iç içe olduğundan, hangi bombanın kime ait olduğunu ilk anda ayırt edememiştim. Bir arkadaş:

- Patlayan bomba bayan arkadaşındı, diye bağırdı.

Bir başkası:

- O da şehit düştü, dedi.

Onun yakınındaydım, ama onu görememiştim. Yaralıların yanında sağa sola koşuyor, silahları arıyorduk. Geri çekilme vakti gelmişti. Sağlam birkaç arkadaş kalmıştık. Bayan arkadaşın patlayan bombası onu şehit ederken, birkaç arkadaş da yaralanarak savaş dışı kalmıştı. Cenazesini aşağı doğru götürmüşlerdi.

Gelen kurşunlar ayağa kalkıp rahat hareket etme imkanı vermiyorlardı. Ya tamamen eğilerek, ya da kaz yürüyüşüyle ilerlemek mümkündü. İki erkek arkadaşın taşıdığı cenazesine baktım. Bir ayağı yerde, bir süre sürüklendi. Hızlarına ara veren arkadaşlar sonra tekrar tutup devam ettiler. Bu koşturmacada saç bağı düşmüş, uzun siyah saçları dağılmıştı. Arkadaşlar onu oturarak tutmuş olduklarından, başının iki yanından süzülen saçları yere değiyordu. Bir parça saçı bir yandan savrulup, yüzünün bir kısmını örterek diğer yana atmıştı. Yere değdikçe taşları okşayan saçları sanki ruha bürünmüş, beraberinde bedeninden apayrı bir canlı gibi, taşları, patikaları kutsayarak yürüyordu. Ve birkaç adım sonra, ay ışığının gücü yetmedi O'nu aydınlatmaya. O'nu son görüşümdü ve halen adını bilmiyor, yüzünü tanımıyordum.

O gece için yaratılmış ve sadece o gece için vardı. Ay ışığı ve karanlık...

Ayın yüzünde bir şey görememiştim, ama o anda ayı görüyordum. O gözden yitip gittiğinde gökyüzüne baktım. Ayın yüzündeki çizgiler tanıdık bir simaya dönüşür gibiydi. O, ay ışığı ve karanlığın kızıydı.

Sadece profilini, uzun saçlarını anımsıyorum. O'nu canlandırmaya çalıştığımda, uzun saçlarıyla karanlığın ay ışığıyla gölgelediği bir simaydı. Herhangi bir yerde resmini görsem tanımayacaktım. Arkadaşlar cenazesini götürüp saklarken, ben de yaralı bir arkadaşı getiriyordum.

O'nu o akşam gördüm ve o akşam gömdüm. Yüzünü ve adını dahi bilmeden. Eylem sonrası sorduğumda, "Berivan'dı" dediler. Benim içinse o ayın ve karanlığın kızıydı.

Her ay doğuşunda, tüm zamanlardan uzak ayı seyredişim, ayın yüzünde O'nu görüşümdendir. Ve şimdi ninemin anlattığı masallarda, kendi kahramanımı bulmuştum.


xebat_63 İmzası Bi Can Bi Xwîn Em bi Te re ne Ey SEROK

XEBAT_63
xebat_63 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-17-2008, 20:28   #2 (permalink)
Kordinatör
www.JiyanBoard.com.net.org
Hack_ZaZa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kordinatör
Üyelik tarihi: 25-10-07
Nerden: kürdistan
Üye No: 3209
Yaş: 27
Son Activitesi: 06-10-2008 00:35
Ettiği Teşekkür: 263
411 Mesajına 633 Kere Teşekkür Edlidi
Mesajlar: 1.596
Konular : 833
REP Gücü : 250
REP Seviyesi : Hack_ZaZa has a reputation beyond reputeHack_ZaZa has a reputation beyond reputeHack_ZaZa has a reputation beyond reputeHack_ZaZa has a reputation beyond reputeHack_ZaZa has a reputation beyond reputeHack_ZaZa has a reputation beyond reputeHack_ZaZa has a reputation beyond reputeHack_ZaZa has a reputation beyond reputeHack_ZaZa has a reputation beyond reputeHack_ZaZa has a reputation beyond reputeHack_ZaZa has a reputation beyond repute
REP Puanı : 2501


Standart

gellek spas hewal paylşim içn

© Hack_ZaZa İmzası




[ Linkleri görebilmeniz için üye olmanız gerekmektedir. Buraya Tıklayın ve üye olun...][ Linkleri görebilmeniz için üye olmanız gerekmektedir. Buraya Tıklayın ve üye olun...]
Hack_ZaZa isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla



Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cvpl. Son Mesaj
Dağların Koçer Kızı xebat_63 Gerilladan yazılar ve Anilari 0 05-16-2008 21:50
Arap kızı neden camdan bakıyor? *BerfiNN* Çanda Giştî (Genel Kültür) 0 04-30-2008 10:32
Ay ışığının ve karanlığın kızı AdaR_21 Gerilladan yazılar ve Anilari 0 04-29-2008 00:03
ben mezepotamya asyanın nazli kızı Gerilla12 Helbest (Şiir) 7 12-14-2007 12:34
ben mezepotamyayim asyanin nazli kızı ararat04 Şiirler 2 09-12-2007 16:08


Bütün Zaman Ayarları WEZ +1 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:48 .
Image Hosted by ImageShack.us
Kürt Site Birligi Bewerten